Diplomanın Değil Hakikatin Peşinde

0
870 views

Diplomanın Değil Hakikatin Peşinde

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki günümüz dünyasında eğer kendinizi yeterli ölçüde geliştiremediyseniz, mezun olduğunuz okul hangisi olursa olsun işveren için pek bir anlam ifade etmiyor.

Alanınızdaki yenilikleri takip etmeyip okul dışında herhangi bir uğraş alanı edinmediyseniz, tek hedefiniz mezuniyet olmuşsa ve her şeyden önemlisi dünyadaki varlık nedeninizi kavrayamadıysanız yeni dünya düzeninde tutunmanız çok zor.

Merhum düşünürümüz Nurettin Topçu, “Türkiye’nin Maarif Davası” isimli eserinde şöyle der: “Bugün talebelik artık ilim yolculuğu değil, diploma avcılığıdır.” Topçu’nun diploma avcılığı ile kastettiği, okul dersleriyle zihnini sınırlamış, entelektüel gelişimini önemsememiş, sadece para ve istikbal için sınavlara hazırlanmış, maddeyi mananın önüne koymuş bir eğitim ve düşünce sistemi.

Bu sistemi benimseyen genç, sadece diploma hedefiyle hayat yolculuğunu sürdürüp ömrünün en verimli günlerini, çevresindeki ruh bahçelerinde açan güzel çiçekleri ve güzellikleri görmeden boşu boşuna tüketir. Burada bize düşen görev diplomanın değil hakikatin peşinde koşmak, elimizdeki imkânlarla bir yandan akademik olarak ilerlerken bir yandan da sadece kendimiz için değil bulunduğumuz coğrafya için de ne gibi fedakârlıklar yapabileceğimizi düşünmek olmalıdır.

Okumak soylu bir eylemdir

Diploma avcılığı sizi kitaplardan uzaklaştırır. Sadece işinize yarayacak kitapları okuyup diğer kitapları zaman kaybı olarak görür ve hedefinize ulaşır ulaşmaz kitap okumayı bırakırsınız. Oysa insanın dünyaya geliş amacı daima iyiliğe doğru gelişim ve değişimdir. Bu amaç doğrultusunda bize yardımcı olacak en büyük kaynak, kitaplardır. Hangi bölümde, hangi okulda okursanız okuyun, hangi meslek dalıyla uğraşırsanız uğraşın asla terk etmemeniz gereken alışkanlıkların başında kitap okumanın geldiğini unutmayın. Okumak soylu bir eylemdir, okuyun. Kendiniz için, aileniz için, ait olduğunuz topraklar için okuyun. “Ama vakit bulamıyorum!” aldatmacasıyla kendinizi kandırmayın; kitap okumak için muhakkak bir vakit bulunur, bulamıyorsanız bile en azından günde bir saat diğer işlerinizden feragat edip kendinizi okumaya adayın.

Her yıl binlerce öğrenci üniversitelerden mezun oluyor ve iş dünyasına atılmaya çalışıyor; peki işveren neden sizi seçsin? Sınav öncesi çok çalışıp prestijli bir üniversiteyi kazanmış, üniversite zamanında da sadece derslerine odaklanıp mezun olmuş biri mi yoksa daima okumuş, araştırmış, kendince yazmış, çeşitli projelerde gönüllü olarak çalışıp fedakârlıklarda bulunmuş bir öğrenci mi tercih edilir iş dünyasında?

İnsanları ve hatta ülkeleri dünyada farklı kılan şey düşünceye ve sanata gösterdikleri ilgi ve alakadır. Ülkemizin değerlerinden merhum Ord. Prof. Süheyl Ünver, “Herkesin bir mesleği olmalı, bir de meşgalesi. O meşgale bütün kültürümüzdür.” der. Şimdilerde çevrenize bir bakın; işi olan binlerce insan mevcut fakat bir meşgalesi, ince bir zevki olan çok az insan görürsünüz. Odaklandıkları tek şey daha fazla kazançtır.

Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak, bilimde ve sanatta yeniden bu coğrafyayı layık olduğu seviyeye çıkarmak için öncelikli hedefimiz; gerçeğin bilgisini araştıran, her daim okuyan, sabreden, sorgulayan, risk alan, zihnini kimseye kiraya vermeyen, en az bir sanat alanına ilgi duyan, fiziksel ve ruhsal olarak dinç, yeri geldiğinde topluma öncülük edecek kişiler olmaktır.

Bizler kadim bir kültürün bu topraklardaki temsilcileriyiz; sadece kendimiz için değil, dünyadaki tüm mazlumlar ve muhtaçlar için de yaşadığımızı iyi bilmeliyiz. İşte o zaman bu gençliği durduracak hiçbir kuvvet olmayacaktır.

Yazı: Gökhan Ergür/nun Okulları Rehberlik Uzmanı

CEVAP VER